14 Ocak 2014 Salı


  
Doğadan

  Uygarlık doğanın fethi modelini icat etti. Modern insan doğa yok edilirken,doğal çevre düzenlemesi ile ve doğayı anlatan dekoratif objelerle avundu. Fanusun içinde büyüyen ağaçları sevdi. Disipline edilmiş, kontrol altına alınmış, ıslah edilmiş, düzenlenmiş, budanmış, insanın zevkine ve kullanımına uygun hale getirilmiş doğayı sevdi. Boğa yılanının dehşet verici bir biçimde tavuğu büyülemesi gibi uygarlığın toprağa hafızasını unutturdu. Seramik hormonlu patlican sergi mekanından önce, Cuma pazarından çok kişinin mutfağına girdi. Uygar turistin ziyaretine açılan Dupnisa Mağarası (Kırklareli) yerlere beton atılması ve mağaranın ışıklandırılması ile nadir yarasa türlerinin sonu oldu. Doğanın bugüne nasıl geldiğini biliyorum, bundan sonrasını merak ediyorum. Kaybettiklerimizi geri getirmek için geriye dönmeyi doğadan istemek elbette saçma. Ne doğa ne de insan, bilgisayar devrimlerinden sonra, pazarların dünyasallaşmasından sonra, yapay zekanın ortaya çıkmasından sonra yirmi yıl önce olduğu gibi olmayacak. Zaman ve para tasarrufu yapmak, hava kötü olunca dışarı çıkmamak, mümkün olduğunca uzun süre yaşamaya tutkulanmak, gıda ve aşkta aşırıya kaçmamak dışında kirli zihinlere sade, esir etmeyen, doğadan ve keyif veren çözümleri burada gösteremeyecek kadar herhangi bir bireyim. Bu ben miyim? O bu mu? Bu biz miyiz? Ne?
.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder